Anasayfa / TÜM HABERLER / SİYASET / Demokrat Parti’nin 75. Kuruluş Yıldönümü bu yıl Konya’da kutlandı
Demokrat Parti’nin 75. Kuruluş Yıldönümü bu yıl Konya’da kutlandı

Demokrat Parti’nin 75. Kuruluş Yıldönümü bu yıl Konya’da kutlandı

Kutlama programı Konya il Kongresi vesilesiyle Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal, Ordu Milletvekili Cemal Enginyurt, Genel Başkan Yardımcıları, Genel Merkez yöneticileri, teşkilat mensubu il ve ilçe başkanlarının katılımıyla Konya’da gerçekleştirildi.

 
“ Bu iktidarın vedası; bu milletin felahı, refahı ve geleceği olacaktır”
 
Kutlama programı Konya il Kongresi vesilesiyle Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal, Ordu Milletvekili Cemal Enginyurt, Genel Başkan Yardımcıları, Genel Merkez yöneticileri, teşkilat mensubu il ve ilçe başkanlarının katılımıyla Konya’da gerçekleştirildi.
 
“Hafik Belediye Başkanı Selahattin Çuhadaroğlu Demokrat Parti’ye katıldı” 
Konya Anemon Otel’de gerçekleştirilen ve Ordu Milletvekili Cemal Enginyurt ile Konya İl Başkanı Hasan Varlısenet’in de birer konuşma yaptığı programın sonunda daha evvel Demokrat Parti’de ilçe başkanlığı görevinde bulunmuş, son seçimlerde MHP’den seçilmiş Hafik Belediye Başkanı Selahattin Çuhadaroğlu da partiye katılım sağladı.
 
“Ümit ederim ki biz ABD’deki aynı durumu 2023’te yaşamayız” 
Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal, “Bizler memlekete divane birer dervişiz; fikrimiz de millet zikrimiz de millet!” diyerek başladığı konuşmasında ülke gündemine dair değerlendirmelerde bulundu.
 
Uysal, ABD’de meydana gelen olaylarla ilgili olarak “ABD’nin başkentinde Kongreyi bastılar. Bir dengesiz, bırakmamak için tüm kurumları yerle bir edecek bir tavır içerisinde. Tahrik ettiği insanlar kongreyi bastı. Türkiye’de ise bakıyorum; Meclis Başkanından hükümet yetkililerine kadar hepsi akıl veriyorlar. Orada olup biteni izleyince ister istemez düşündüm; ümit ederim ki biz aynı durumu 2023’te yaşamayız” diye konuştu.
 
“Önceki Ak Partili rektörden randıman alamadınız mı? 
Genel Başkan Uysal, Boğaziçi Üniversitesi’nde yaşananlar üzerine ise “Boğaziçi Üniversitesinin bir önceki rektörü de zaten Ak Parti Milletvekilinin kardeşiydi, ondan bile randıman alamadınız” dedi ve peşinden önce sakal bırakıp sonra sakalını kesen ve sakaldan randıman alamadığını söyleyen bir Bayburtlu hikayesi anlatarak göndermede bulundu.
 
Tarım Bakanından Milli Eğitim Bakanına, Salık Bakanından Meclis Başkanına, TÜİK’ten KÖİ projelerine kadar değerlendirmeler yapan Uysal, iktidara sert eleştirilerde bulundu.
 
İki saate yakın süren konuşmasında Demokrat Parti Genel Başkanı Afyonkarahisar Milletvekili Gültekin Uysal’ın yaptığı konuşmanın tam metni şöyle:
 
 “Memlekete divane birer dervişiz; fikrimiz de millet zikrimiz de millet!” 
Konya’da, Mevlana Hazretlerinin manevi huzurunda, Selçuklu’nun başkentliğini yapmış bu bereketli topraklarda böyle anlamlı bir günde sizlerle birlikte olmanın değeri bambaşka.
 
Bugün, bu Aziz Milletin mutemet bildiği partimizin, adalet ve demokrasinin teminatı bu hareketin kuruluşunun 75. Yıldönümü. 75 yıldır derdi millet, davası memleket bu hareketin yıldönümü.
 
Hani diyor ya Mevlana Hazretleri; “Aşk nasip işidir hesap işi değil! Aşk adayıştır arayış değil!” Siyasal hesaplarla, günlük kaygılarla, dünyevi telaşlarla değil aşkla geçmiş 75 yıl. Millete yaslanarak, kendini millete, memlekete adayarak geçen 75 yıl.
 
Bizler memlekete divane birer dervişiz; fikrimiz de millet zikrimiz de millet! Bizler Yassıada’yı, Zincirbozan’ı “çilehane” bilmiş, yasaklar ve zindanları “erbain” olarak değerlendirmiş bir davanın sahipleriyiz. Her inziva döneminde millet için, memleket için Allah’a dua etmiş, asla şahsi ikballer peşine sürüklenmemiş bir anlayışın neferleriyiz. Biz bitmeyiz inşallah, bitmez bizim memleket, devlet sevdamız.
 
Dile kolay; 75 yıl! 75 sene evvel, millet aşkı ile hayata başlayan, hizmet aşkı ile dağa taşa yayılan demokrat gelenek, bugün işte bu 75 yıllık emeğinin, 75 yıldır aldığı hayır dualarının sayesinde ve elbet, başta milletin kalbinde ayaktadır.
 
Demokrat gelenek, kutlu bir davanın hizmetini, nerden gelirse gelsin zulmün hezimetini gaye edindik. İşte bu gaye, Demokrat Parti’yi 75 yıllık ömründe, her daim zulmün hedefi haline getirmiş, Türk siyasi tarihinin gerçek mağduriyetini demokratların yaşamasına sebep oldu.
 
Her ne şartta olursa olsun, demokrasi inancı ve göğsündeki imanı ile her türlü zorluğa sebat eden demokratlar, milletin sevgisini ödül bilebilmiştir, bilmeye de devam edecektir.
 
“Vur kazmayı Ferhad, çoğu gitti azı kaldı” 
Konya’dayız, Mevlana’dan çokça söz etmek icap eder. Yine Mevlana Hazretleri’nin bir sözünü hatırlatmak istiyorum; “Her zorluğun sonunda doğan bir ışık vardır. Eğer elleriniz diken yaralarıyla kan revan içinde kaldıysa, güle dokunmanıza çok az kalmış demektir.”
 
Hani diyor şair; “Vur kazmayı Ferhad, çoğu gitti azı kaldı.” Allah’ın izniyle bu zulüm dönemini, bu yağma dönemini, bu kravatlı soygunlar dönemini yine demokratlar olarak bizler işte bu 75.yıldönümünde Konya’da yeniden mücadele olarak vatan toprağının sinesine düşüreceğimiz, gönüllere düşüreceğimiz cemreler misali kıyama kalkarcasına bu dönemi de hep beraber bizler bitireceğiz.
 
Az kaldı kıymetli dostlarım, az kaldı. Millet için gücünü milletten alarak, milletin kazancı için koşturup milletin refahına tanık olmaya az kaldı. Bu Aziz Milletin adaletle buluşmasına, demokrasiye ulaşmasına, bizlerle buluşmasına az kaldı.
 
Bakın günbegün büyüyoruz. Millete olan aşkımızla büyüyoruz, millet için kurduğumuz hayallerimizi büyütüyoruz ve Yeniden Büyük Türkiye ülküsü için bir kez daha vira bismillah diyoruz. Bir de hatırlatma yapmak istiyorum, bizler bizler Besmeleden nemalanmak için değil rahmet umarak çektik, çekiyoruz.
 
“Türkiye’nin bir “demokrasi” tarihi varsa bu Demokrat Parti sayesindedir” 
75 yıl; koca bir ömür aslında. Anlatmak zor belki ama anlamak zor değil. Koca bir ülkenin her köşesinde hizmetleri ile imzasını atmış bir koca çınar Demokrat Parti. Dahası bugün en temel tartışmalarımızın bile 75 sene önce cevabını vererek, bu ülkenin en temel sorununun demokrasi olduğunu söyleyerek dahi büyük bir hizmet vermiştir.
 
Türkiye’nin bir “demokrasi” tarihi varsa bu Demokrat Parti sayesindedir. Dahası bugün tartışılabilecek kadar dahi olsa var olan demokrasinin harcını demokratlar karmıştır. Kaynakları yeterli, üretim araçları yetkin, üreticisi istekli Türkiye’nin yaşadığı kriz sadece ve sadece gelmeyen adalet ve işlemeyen demokrasi temellidir.
 
Bakın bizler “demokrasi ekmeğimiz, aşımız” diyoruz. Ve nihayetinde iktidarın demokrasiyi örseleyerek milletin ekmeğini askıya, aşını nasıl azıya aldığını da görüyoruz. İnsanını yaşatamayan, esnafı, çiftçiyi, üreticiyi mağdur eden, bir devlet teşekkülü düşünülebilir mi.. Hesap vermeyen, kendi hesapları nedeniyle memlekete dair hesapları erteleyen, hatta memleketin geleceğini hiç hesap etmeyen bir anlayış var karşımızda.
 
“Bu iktidarın vedası artık bu milletin felahı olacaktır, refahı ve geleceği olacaktır” 
Tümüyle, her alanda yaşanan bir krizin ortasındayız. Çıkış için gösterilen her yolu kendileri için “gidiş” olarak tasavvur edenlerin hegemonyasında bir memleket olduk. Milletin huzuru adeta bu iktidarın huzursuzluğu haline gelmiştir. Ve iktidarın vedası artık bu milletin felahı olacaktır, refahı ve geleceği olacaktır.
 
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) neredeyse bir illüzyon kurumu haline geldi. İşsizlikle mücadele etsinler dedik, sayılarla mücadele ettiler. Enflasyonla mücadele etsinler istedik, gerçek enflasyon rakamlarını açıklayanları görevinden ettiler. Salgınla mücadele etsinler istedik, salgına dair gerçekleri konuşanlara müdahale ettiler.
 
“İktidar bugün hangi değeri bayraklaştırmışsa o değerin altında kalmıştır” 
Bizim istediğimiz; milletin hakikatle karşı karşıya kalmasıdır. Aslında görülüyor ki bu iktidar kendisiyle mücadele etmiştir. Dün söylediklerini unutmuş, 2002’de ortaya koydukları hangi iddia varsa, hangi değeri bayraklaştırmışlarsa o değerin altında kalmışlar ve kaybetmişlerdir. Bugün, söyleyecek sözleri kalmamıştır. İnanın yalanları da yoktur. Yalanları da kalmayınca bu milletin ortak değerleri olan ne kadar milli dini değerleri varsa onları sirküle ederek acaba bu havuzdan yeniden su alabilir miyiz telaşındalar. Ama bilsinler ki milletimiz uyanmıştır. Milletimizi artık uçuyoruz, kaçıyoruz diyerek sattığınız hayallerle avutabilme imkanınız yok.
 
“Ankapark’ın hesabını sormayanlar İstanbul Borsası’nın yüzde 10 satışı ile övünüyor” 
Enflasyon rakamlarıyla oynadınız, milleti ekmeğinden ettiniz. Yaşadığımız salgın sürecinde gerekli tedbirleri almadınız, yedek akçelerini tüketerek hazırlıksız yakalandınız bir de rakamları manipüle ederek milletin canı ile oynuyorsunuz. Bütün bunların bilincindeyiz.
Vicdanı, izanı, insafı terk ettiniz. Dünya nimetleri bunlara nefis geldi. Her şeyle mücadele ettiler de bir tek kendi doymak bilmez nefisleri ile mücadele edemediler.
 
Memleketi parsel parsel pazarladılar, yetmedi hisse hisse dağıtmaya başladılar. Ankara’da 750 milyon dolara çöp haline getirdiğiniz Ankapark var onun hesabını soramıyorsunuz, öbür tarafta İstanbul Borsasının yüzde 10’unu 200 milyon dolara sattık diye övünüyorsunuz. Bu ülkenin kaynaklarını heba ettiniz. Bu ülkenin kaynaklarını keyfi bir yönetim anlayışıyla yok ettiniz. Kendilerinden önce hiçbir şey yapılmamış gibi davrandılar, milletin kefen parasına kadar yandaşa dağıttılar.
 
“Millete lütfetme hakkınız yoktur” 
Karşısında vatandaşı bulunca da karlı dağdan kar bağışlarcasına lütuf dağıttıklarını zannettiler. Oysa bilmiyorlar ki o dağıttıkları kaynağı alın terinden bu devletin beytül malına koyan milletimizdir. Millete lütfetme hakkınız yoktur. Millet ödevlerini yerine getiriyor ama haklarının da bilinci içerisinde sizden hesap vermenizi istiyor. Bugün uçuyoruz kaçıyoruz derken acı reçete noktasına geldik.
 
“Onlar için yolun sonu göründü” 
Sınırsız yetki istediniz, sıfır denetim mantığıyla cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi adı altında yerli ve milli diyerek bir pazarlama yaptınız günün sonunda bedelini milletimiz öder hale geldi.
 
Bugün eğer çift haneli işsizlik rakamı varsa, çift haneli enflasyon rakamı varsa, çift haneli faiz oranları varsa işte bu sizin iş bilmezliğinizdir. Milletimiz 18 yıl içerisinde mazeret bırakmayacak şekilde size temsil yetkisi verdi, size güç verdi, anayasayı deştirecek kadar güç verdi. Size kendisinden önceki hükümetlerin toplamından fazla bütçe verdi. Siz bu ülkenin banisi, kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ten daha fazla zaman tanıdı.
 
Yolun sonunu gördük artık. Yolun sonunda milletimizi açlığa, sefalete, bulunduğu coğrafyada kendi geleceğinden endişe eder hale getiren bir siyasi akılla sistematik çöküşle karşı karşıya bıraktınız. Ancak bunca satılanın, bunca peşkeş çelinenin bedelini de, milletin kefen parasına kadar yana, yandaşa dağıttılar.
 
“Devletin partisi devlerin kılıcını kuşanmış, hükümetin arabasına binmiş, idealsiz cansız bir kadrodan ibaret kalmıştır” 
Bugün 75. Yılını idrak ettiğimiz Demokrat Parti’nin 1947’deki 1. Olağan Kongresinde siyasi tarihe Hürriyet Misakı olarak geçmiş oradaki irademizle bugün, iktidara sesleniyoruz. Dört günlük kongrenin son günü sabaha karşı verilen takrirle kürsüye gelen Menderes şöyle konuşmuştur:
 
Devletin partisi devlerin kılıcını kuşanmış, hükümetin arabasına binmiş, idealsiz cansız bir kadrodan ibaret kalmıştır diyerek o gün nasıl tek parti iktidarına karşı haykırmış ise biz de bugün ondan 74 yıl sonra aynısını söylüyoruz.
 
Karşımızda iddialarıyla sınanmış bayrak yaptığı bütün değerlerin altında kalmış milletimizin inanan insanları olan güvenini bile yerle bir etmiş cansız ve idealsiz kadrodan başka bir siyasi parti olmaktan çıkmış, bir kişinin fan kulübü haline gelmiş ve varlık sebebi o bir kişiyi, ailesini, efradının yaptığı hukuksuzluklara, yolsuzlukları, usülsüzlükleri savunmaktan ibaret kalmış bir parti olarak Adalet ve Kalkınma Partisi’ne aynı şeyleri söylüyoruz.
 
Daha önce de çeşitli vesilelerle ifade ettim; “ülkede pozitif olan tek şey koronavirüs” diye. Eksik söylemişim; ne kadar kötü işe varsa, milletin zararına ne varsa hep pozitif yönlü büyüyor, yani artıyor. Bakın enflasyon, işsizlik, yoksulluk artıyor. İktidara göre “göreceli” bir artış var belki, yani nereden baktığına bağlı olarak değişiyor.
 
“Kendi sofralarında bir tek kuş sütü eksik” 
Tabi sorun şurada, iktidar hiç milletin yanından, milletin arasından bakmıyor meselelere. Sizin bizim vergilerimizle kazancını garanti ettikleri 3-5 şirket patronunun masasından, ihalesiz peşkeş çekilen projelerden haksız milyarlarca lira kazanan beylerin sofrasından bakınca bir tek sofralarda kuş sütü eksik. Lakin biz biliyoruz; bu ülkede millet için artık sofralar eksik. Aş yok, ekmek yok sofralarda, İş yok hanelerde, milletin cebinde para yok, dahası milletin geleceğine dair umutları yok. Bugün ülkenin en büyük sermayesi yetişmiş insan gücü de kendi doğduğu topraklarda bugün hayal kuramaz haldedir.
 
“Zamanı tüketmişler, hala bize zaman verin diyorlar” 
Bolca kaygı, bolca korku, bolca dert, sıkıntı var. Bunların bu milletten ne istediğini hala anlayabilmiş değiliz. Onca zamanı tüketmişler, hala bize zaman verin demekteler.
 
Millet ömür boyu çalışsa, yemese içmese de sizin farklı bir soygun anlayışıyla KÖİ Projeleri ile servetini “garanti” ettiğiniz şirketlere olan borçtan kendi hissesine düşeni ödeyemez.
 
Bakın şu Konya’ya! Tahıl ambarıydı buralar. Ne bereketliydi toprakları. Ektiğin biçilir, attığın serpilirdi. Maalesef şimdi çiftçilerimiz alın terinin karşılığını alamamaktadır.
 
Tarım Bakanı “Pilot brövem vardı olsam olsam Ulaştırma Bakanı olacağımı düşünmüştüm” diyor 
Tarım Bakanına soruyor biri, Tarım Bakanı oldunuz diyor, Tarım Bakanı da cevaplıyor; tarım bakanı olacağımı hiç düşünmemiştim, pilot brövem vardı olsam olsam Ulaştırma Bakanı olacağımı düşünmüştüm ama beni Tarım Bakanı atadılar diyor. Bu beklentisi olan birisi Türk tarımının, çiftçisinin derdine deva olabilir mi, meselelerine çözüm üretebilir mi?
 
Bütçe görüşmeleri sırasında Ordu Vekilimiz Cemal Enginyurt, Tarım Bakanına; “Sizin yanlış beyanlarınız Karadeniz’de yüzbinlerce aileyi ekmeğinden ediyor, fındık fiyatını sizin yanlış beyanlarınız düşürüyor” dedi, Sayın Bakan da eveledi geveledi.
 
“AKP, en fazla ihaneti en fazla destek aldığı İmam Hatiplere yapmıştır” 
Tek kişilik bir devlet teşekkülü haline getirmişsiniz, bakanların zaten varlığının da yokluğunun da anlamı yok. Eğitimin riskini alamadılar piyasadan birini getirdiler, milletimiz ona da bir kredi açtı ama bugün maalesef eğitimi ideolojik bir paranteze hapsederek sadece ve sadece kendi siyasetlerini bir iman meselesi haline getirecek nesiller yetiştirmek için kodladığınız bu eğitim sisteminde en fazla ihaneti Adalet ve Kalkınma Partisi en fazla destek aldığı İmam Hatiplere yapmıştır. Niteliğini yok ettiniz. Yüz binlerce insan buralarda okuyor ama üniversite sınavlarında sıfır çeker halde. Bunların hesabını milletimiz sormak durumundadır.
 
Önümüzdeki 3-5 yıllık periyodu Türkiye olarak dünyada yeni yeni güç merkezlerinin yükseldiği bir dönemde demokrasisinden hukukuna ekonomisinden eğitim sistemine başlayarak bu çağın icap ettirdiği bir politik çerçeveye kavuşturamaz isek her zamankinden fazla risk altındayız. Bulunduğumuz coğrafyada Türkiye’yi orta ölçekli bir güç olarak kodlayamaz isek her zamankinden daha fazla dış müdahalelere maruz kalacak bir Türkiye olarak pek çok meydan okuma ile karşı karşıya kalacağız.
 
“Komşu ülkelerinizde rejim değiştireceğiz dediniz, bedelini milletimiz ödüyor” 
Türkiye Cumhuriyeti’nin dış işlerini bu ülkenin milli beraberliği ve bütünlüğü için kodlayacağınıza iktidar partisinin siyasi ilişkileri uluslararası ilişkileri olarak kodlarsanız bugün yolunuzu bulamazsınız. Komşu ülkelerinizde rejim değiştireceğiz dediniz bedelini 4 milyondan fazla mülteciyi bağrına basmak zorunda kalan Türk Milleti ödüyor. Sınır kapılarını kapattınız Türkiye’nin üretim niteliğine baktığınızda ihracat için en büyük kapılar olan bu kapıları üreticinin, ihracatçının önünde yapısal barajlar haline getirdiniz. Büyük Liderimiz Demirel şöyle diyor; etrafınızda öncelikle dost çemberler oluşturacaksınız. Siyasetinizin temel hedefi bu olmalıdır. Dost çevrelerinizle beraber ülkeye ihtiyaç duyduğunuz sanayinize ihtiyaç duyduğunuz kaynakları elde edeceksiniz. Ama bu sözleri anlamayanlar bu sözleri idrakinde yaşatamayanlar Ortadoğu’da masada yok iseniz kendinizi menüde bulursunuz diyen Dışişleri Bakanımız Hasan Sabri Çağlayangil’in bu veciz sözünü büyük bedeller ödeyerek öğrenmeye ihtiyaç yoktur. Bunca yıl yanlışta ısrar ettiniz şimdi tıkandığınızı görünce İsrail’den başlayarak bu ilişkilerini yine milleti düşünerek değil kendilerini her şeyin önüne koyarak milletin bekasından daha fazla kendi bekalarını düşündükleri için bu ilişkileri yeniden tanzim etmeye çalışıyorlar.
 
Türkiye bir imparatorluğun bakiyesi olarak bulunduğu coğrafyada manevi coğrafyamız dediğimiz ilgi ve etki sahamızda bulunan tüm coğrafyalarla iyi ilişkiler kurmak durumundadır. Öncelikle kendi insanının milli güvenliği için öncelikle kendi insanının refahı için bunu yapmalıdır. Bölgenin ve insanlığın huzuruna, refahına hizmet edecek bir şekilde siyaseti tanzim etmelidir. Yanlışlardan doğruyu bulabilme imkanınız yok. Bu yanlışların neticesinde bugün bu iktidarın varlığıyla beraber Türkiye’nin kendisine yeni bir yol açabilme imkanı yok.
 
“Böyle pahalı bir tecrübeye ihtiyaç var mıydı?” 
Bizler bu hareketin nereden geldiğini biliyoruz. Türkiye’nin de nereden geldiğini biliyoruz. Kendilerinden önce bu büyük ülkeyi yok varsayanlar bugün her tür imkanından, imtiyazından yararlanır haldeler. İşlerine geldiğinde nimetler cebe, işlerine gelmediğinde külfetler başkasının hanesine. Olsun, o külfetleri biz karşılarız.
 
Maliye Bakanını değiştirdiler, atadıkları kişilere bakın; Merkez Bankası Başkanını değiştirdiler, atadıkları kişilere bakın. Ülkenin düzenini yerle bir ettiler. Böyle pahalı bir tecrübeye ihtiyaç var mıydı? Hani 300 sene ömrümüz olsa tamam siz deneme yanılma yöntemiyle öğrenin diyeceğiz ancak o kadar ömrümüz yok ki. Arık bunlara sabredebilme imkanımız kalmamıştır.
 
Bu ülkenin büyüklüğüne ve ferasetine uygun bir aklı kadro ile birlikte ortaya koyduğunuzda millet zaten destek vermiştir. Umudumuz Şaban modunda yollara düşenler olabilir. Biz büyük bir geçmişin bize miras bıraktığı idealleri yeniden büyük şairimiz Mehmet Akif’in “Doğrudan doğruya alıp ilhamı Kuran’dan asrın idrakine söyletmeli” dediği gibi işte bugün 75 sene öncesinin ruhundan sızan fikirlerle yoğrulmuş bir fikri, iradeyi yeniden Türk milletine söylemek için yola çıktık.
 
“Boğaziçi Üniversitesinin AKP’li bir önceki rektöründen randıman alamadılar” 
Konuyu yine eğitime getirmek istiyorum. Ülkede zaten birkaç tane kalmış önemli kurum kalmış, bari bunlarla uğraşmayın. Boğaziçi Üniversitesinin bir önceki rektörü de zaten Ak Parti Milletvekilinin kardeşiydi, ondan bile randıman alamadınız. Çok sevdiğim bir Bayburtlu hikayesi var:
 
Bayburtlu İstanbul’a göç etmiş Fatih Çarşamba’da dükkan açmış. Sağa bakmış dola bakmış, herkes bir dini örgüte intisab etmiş, O da bir yere intisab etmiş. Sakal bırakmış, şalvar giymiş, cübbe giymiş. 3 ay 5 ay 8 ay derken bakmış işlerde ne artış var ne eksilme. Sonunda sakalını kesmiş, cübbesini, şalvarını çıkarmış. Komşular merak edip sormuşlar; hayırdır Bayburtlu demişler. Vallahi sakaldan randıman alamadık demiş.
 
“DP’ye, MHP’ye, CHP’ye operasyon çekilirken memnundunuz” 
Bunlar her şeyi sadakat üzerine atadıkları insanlardan bile randıman alamaz haldeler. Aklın dışına çıkarsanız sizi hiçbir şey kurtaramaz. Bu ülkenin yerleşik anayasasına, kanunlarına, yerleşik kurum kültürünü yerle bir edeceğim, devleti ele geçireceğim diye attığını adımlarla unuttuğumu o kara günleri 15 Temmuz’da bu millete siz yaşattınız. Birileri, işte bu FETÖ denilen yapı hakimi, savcısı, kolluğuyla, yurt içi dışı örgütlenmesiyle, medyasıyla anahtar teslim mafya hizmeti veriyordu, memnundunuz.
 
Bir sabah kalkmışsınız Demokrat Parti’ye, 2007’yi hatırlıyoruz değil mi, bir sabah kalkmışsınız MHP’ye, bir sabah kalkmışsınız CHP’ye operasyon çekilmiş, gayet güzel. Ucu kendilerine dokununca yandım anam dediler. İyi de bu, mukadderat zaten.
 
“Umarım 2023’te ABD’de yaşananlar benzerini Türkiye’ye yaşatmazlar” 
Demokrat Parti’nin 7 Ocak’ta kuruluşu önemlidir, bugün için daha da önemlidir. Demokrasinin beşiği diye dünyaya demokrasiyi vaaz eden, beyaz adamın sorumluluğu diye Afrika’dan Ortadoğu’ya kadar dünyanın ne kadar kan ve gözyaşı akan ülkesi varsa oralara demokrasi götüreceğim diye yola çıkıp oraları sömüren ABD’nin başkentinde Kongreyi bastılar. Bir dengesizden ABD bile kendini kurtaramıyor yani. Bırakmamak için tüm kurumları yerle bir edecek bir tavır içerisinde. Tahrik ettiği insanlar kongreyi bastı.
 
Türkiye’de kendi zafiyetlerimiz ortada. Sabahtan bu yana bakıyorum; Meclis Başkanından hükümet yetkililerine kadar hepsi akıl veriyorlar. Adeta orada olup biteni izleyince ister istemez düşündüm; ümit ederim ki biz aynı durumu 2023’te yaşamayız.
 
Türkiye’de de artık kendi malı zannettikleri koltukları bırakmak mecburiyetinde olanlar da İstanbul seçimleri sonrası YSK’ya 6 Mayıs’ta o seçimi iptal ettirenler şimdi demokrasi havarisi kesilmiş. Ben seçimin 2023’te olacağına inanıyorum, umarım 2023’te ABD’de yaşananlar benzerini Türkiye’ye yaşatmazlar.
“Namussuzlarla kazanacağımıza namuslu insanların mücadelesini veririz” 
Demokrat Parti’de belediye başkanlığı yapmış bir dedenin torunuyum, bununla her zaman gurur duydum. Bize emanet edilmiş bu bayrağı yarınlara taşımak adına çıktığımız bu yolda “davaları olanların başka kaygıları yoktur” diye çıktığımız bu yolda bizimle mücadele eden bütün arkadaşlarımızla beraber bu bayrağı Allah’ın da izniyle yarınlara taşıyacağız. Daha kuvvetli bir ses olarak taşıyacağız. Namussuzlarla kazanacağımıza namuslu insanların mücadelesini veririz diyoruz. İnsanlarımızla kucaklaşacağız.
 
“Zannetmeyiniz ki bugün birbirine rakip olduğunu zannettiğiniz siyasi partiler birbirine rakip” 
Maalesef Türkiye’de bir kadastro geçmiş, her yeri parsellemiş. Zannetmeyiniz ki bugün birbirine rakip olduğunu zannettiğiniz siyasi partiler birbirine rakip. Ortada bir maskeli balo var. Herkes maskesini takmış, rolünü oynuyor. Türkiye’de siyasi rekabet “bunlar gitsin, bunların yaptığı usulle biz yağmalayalım” rekabetine dönüşmüş.
 
İşte biz Demokrat Parti olarak bunların karşısında, halkın önüne ahlaki bir alternatifi ortaya koyacağız. Fikir derinliğimizle, kadro derinliğimizle önümüzdeki süreçte bu ülkenin ne kadar can alıcı, can yakıcı meselesi varsa milletin her kürsüsünde dile getireceğiz. Milletimizin iradesini büyüteceğiz. Milletin feryadına kulak vereceğiz. İşte onun için Diyarbakır’a gittik.
 
“Terörün müsamaha ve tereddüt kaldırmayacağını haykırıyoruz” 
Ortada bir parselizasyon var. Bu parselizasyonda terörün müsamaha ve tereddüt kaldırmayacağını haykırıyoruz, bundan birileri rahatsız oluyor. Kim rahatsız olursa olsun. Biz milletin hizasında duruyoruz. Her daim bu milletin sevinçleri de acıları da ıstırapları da bizim kılavuzumuz olmuştur. Orada Diyarbakır annelerini terör örgütüne karşı tüm tehditlere rağmen ortaya bir irade koymuş bunun arkasına destek koymak Türkiye’nin hangi bölgesinden yaşarsa yaşasın, hangi siyasi partiye mensup olursa olsun tüm insanlarımızın meselesidir. Türk demokrasisini zehirlemeye kimsenin hakkı yok.
 
Bugün demokratik alanın sınırlarını bilerek ve isteyerek iktidar başta olmak üzere daraltmak için özel bir gayretleri var. Demokrasinin pek çok tarifi var da iktidarın kavgasız dövüşsüz el değiştirmesi olarak tarif ediyorsak bugünkü iktidar suça bulaşmış olmanın verdiği cüretkarlıkla beraber değişimin alternatif maliyetini azami noktaya çıkarmak için özel bir gayreti var.
 
Önümüzdeki seçim Türk demokrasisi için en önemli seçimlerinden birisi olacak. O seçime kadar milletimiz tüm operasyonel müdahalelere karşı sağduyu içerisinde haklarına, özgürlüklerine, ekmeğine, aşına sahip çıkmak durumundadır. Bizim de vazifemiz budur. Milletin ekmeğine, haklarına, özgürlüklerine, aşına sahip çıkacağız.
 
“Yüz yüze siyaset de hiçbir zaman bitmez” 
Türkiye’de alttan kaynayan çok yapısal değişimler, dönüşümler var. Demografi değişmiş, iletişime erişilebilirlik değişmiş. Biz milleti her cephesinden kucaklayacak bir siyasi aklı, üslubu, politikayı millete sunacağız. Tüm engellere rağmen, kamunun kaynaklarıyla mülkiyet yapısını değiştirdikleri ekranlar falan var ya, kimse onlara inanmıyor. Teknolojinin verdiği alternatif imkanlar var. Üstelik yüz yüze siyaset de hiçbir zaman bitmez.
Kurucumuz, ilk genel başkanımız Türkiye’nin 3. Cumhurbaşkanı Celal Bayar ismini bugün her zamankinden fazla söylemek lazım, millete hatırlatmak lazım. Elbette Menderes ismi müstesna. Büyük dava adamı, mücadele adamı Celal Bayar’dan, Dörtlü Takriri vererek irade ortaya koyan Adnan Menderes’e, Refik Koraltan’a, Fuat Köprülü’ye kadar hizmet kervanı içerisinde büyük hizmetlere imza atmış sayısız büyüğümüzün emanetine sahip çıkacağız. Tüm büyüklerimiz karşısında bir kez daha rahmetle minnetle eğiliyoruz. Süleyman Demirel’in Turgut Özal’ın da şahsında tüm büyüklerimiz rahmetle yad ediyoruz.”
 
Konuşmaların sonrasında  Demokrat Parti’nin kuruluşunun 75.yılı dolayısıyla pasta kesildi. Demokrat Parti’ye katılım yapan Hafik Belediye Başkanı Selahattin Çuhadaroğlu’na rozeti takıldı. Peşinden gerçekleştirilen Konya İl Kongresi’nde Başkan Hasan Varlısenet güven tazeledi.
 
Ardından Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal, Ordu Milletvekili Cemal Enginyurt ve partililer Hz. Mevlana Müzesi’ni ziyaret ettiler.
 
 
 
 
 
 
 

İlginizi Çekebilir

DEVA Partisi’nden CHP Şanlıurfa İl Başkanlığına Ziyaret

DEVA Partisi il Başkanı Av. Ahmet Tüysüz, ve beraberindeki heyet CHP Şanlıurfa İl Başkanlığı ziyaret …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.