Urfa’da Ulaşımın Freni Patladı: Yolcuya Bağır, Çağır, Kavga Et, Tehdit Et!

Şanlıurfa’da toplu ulaşım meselesi artık sadece “otobüs geç kaldı”, “durakta bekledik”, “şoför yolcuya bağırdı” tartışması olmaktan çıkmış görünüyor. Son günlerde sosyal medyaya yansıyan görüntü ve iddialar, kentte toplu taşıma hizmetinin en temel unsurlarından biri olan yolcu güvenliği ve kamu hizmeti anlayışının ciddi biçimde sorgulanmasına neden oluyor.
Geçtiğimiz günlerde bazı sosyal medya hesaplarında, bünyesinde görev yapan bazı şoförlerin yolcularla tartıştığı, bağırdığı ve vatandaşlara karşı sert ifadeler kullandığı öne sürüldü. Daha bu tartışmaların yankıları dinmeden, bu kez Seyrantepe Hattı Toplama Merkezi’nde yaşandığı iddia edilen yeni bir olay gündeme geldi.
İddiaya göre 76 numaralı araç kaptanı ile üzerinde ulaşım personeli kıyafeti bulunan bazı kişiler, yolcularla tartışma yaşadı. Olayın ailelerin, çocukların ve kadınların bulunduğu bir ortamda gerçekleşti.
Şimdi soruyorum:
Bir toplu taşıma görevlisi, vatandaşa karşı nasıl davranması gerektiğini bilmiyorsa o direksiyonun başına nasıl oturuyor?
Daha da önemlisi…
Vatandaşla tartışmayı, tehditkâr tavırlar sergilemeyi veya kavga görüntülerinin ortaya çıkmasını kim normalleştirdi?
Toplu taşıma aracı, şoförün şahsi mülkü değildir.
Toplama merkezi, kimsenin güç gösterisi yapacağı bir alan değildir.
Üzerinde belediye veya ulaşım kurumu personeli kıyafeti bulunan bir kişinin davranışları yalnızca kendisini değil, temsil ettiği kurumu da ilgilendirir.
Çünkü vatandaş karşısındaki kişinin kimliğine değil, üzerindeki kuruma bakar.
Bir anne çocuğuyla otobüse bindiğinde korkmak zorunda değildir.
Bir yaşlı vatandaş, şoförle tartışma yaşamaktan çekinmemelidir.
Bir kadın, toplu taşıma merkezinde kendisini güvende hissetmelidir.
Bir yolcu, hizmet satın aldığı için azar işitmek, aşağılanmak veya tehdit edildiğini düşünmek zorunda bırakılmamalıdır.
Bunlar lüks değil, kamu hizmetinin en temel şartlarıdır.
Burada asıl sorgulanması gereken yalnızca bir şoförün davranışı değildir.
Asıl soru şudur:
Denetim nerede?
Eğitim nerede?
Yaptırım nerede?
Vatandaşın şikâyeti nereye gidiyor?
Şikâyetler gerçekten inceleniyor mu, yoksa birkaç gün sonra unutulup dosyaların arasında mı kayboluyor?
Eğer bir personel hakkında defalarca şikâyet geldiği hâlde gerekli inceleme yapılmıyorsa problem artık sadece personel problemi değildir. O zaman yönetim ve denetim mekanizmasını da konuşmak gerekir.
Çünkü disiplinin olmadığı yerde keyfîlik başlar.
Denetimin olmadığı yerde cesaret sınırları aşar.
Yaptırımın olmadığı yerde ise vatandaşın hakkı ayaklar altına alınır.
Kimse kusura bakmasın…
Kamu hizmeti veren hiç kimse kendisini vatandaştan üstün göremez.
Direksiyon koltuğunda oturmak kimseye dokunulmazlık sağlamaz.
Üzerinde kurum kıyafeti bulunması kimseye kabadayılık yapma hakkı vermez.
Tam tersine, o kıyafet daha fazla sorumluluk yükler.
Şanlıurfa gibi nüfusu milyonları aşan bir kentte toplu ulaşım milyonlarca insanın günlük hayatının bir parçasıdır. Bu hizmetin kalitesi yalnızca araç sayısıyla, güzergâhlarla veya sefer sıklığıyla ölçülmez.
Üslup da hizmetin bir parçasıdır.
Vatandaşa saygı da hizmettir.
Sabır da hizmettir.
Kriz yönetimi de hizmettir.
Ve en önemlisi, vatandaşın kendisini güvende hissetmesi hizmetin olmazsa olmazıdır.
Buradan yetkililere açık çağrı yapıyorum:
Seyrantepe Toplama Merkezi’nde yaşandığı öne sürülen olay bütün yönleriyle araştırılmalıdır. Varsa kamera kayıtları incelenmeli, tarafların ifadeleri alınmalı ve gerçek neyse kamuoyuna açıklanmalıdır.
Suçlu olan varsa gerekli idari işlem yapılmalıdır.
Haksız yere suçlanan varsa onun da hakkı korunmalıdır.
Ama hiçbir şey olmamış gibi davranmak, bu tartışmayı daha da büyütür.
Şanlıurfa halkı kavga değil, hizmet istiyor.
Kabadayılık değil, saygı istiyor.
Bağıran çağıran değil, sorun çözen kaptanlar istiyor.
Artık şu anlayışın değişmesi gerekiyor:
Vatandaş kurum için değil, kurum vatandaş için vardır.
Bu gerçeği kim unutuyorsa hatırlatmak gerekir.
Çünkü toplu taşıma aracına binen vatandaş müşteri değil sadece; aynı zamanda bu hizmetin gerçek sahibidir.
Ve hiçbir kamu görevlisi, hiçbir çalışan, hiçbir yönetici vatandaşa tepeden bakma hakkına sahip değildir.
Şanlıurfa’da ulaşımın kaptanları direksiyon başında olmalı; kabadayılık sahnelerinin ortasında değil.
Yetkililer de artık seyirci koltuğundan kalkmalı.
Denetim yapılmalı.
Şikâyetler ciddiye alınmalı.
Eğitim verilmeli.
Gerekiyorsa yaptırım uygulanmalı.
Çünkü susmak, çözüm değildir.
Ve vatandaşın sabrını sınamak, kamu hizmeti değildir.




