Anasayfa / TÜM HABERLER / RÖPORTAJ / Yanmaz: ‘Milli görüş Urfa’dan yükselecek’

Yanmaz: ‘Milli görüş Urfa’dan yükselecek’

(ŞANLIURFA-RHA) Saadet Partisi Şanlıurfa İl Başkanı Mustafa Niyazi Yanmaz, “Bütün inancımla söylüyorum, milli görüş Urfa’dan şahlanacak. Tüm Türkiye’ye Urfa’dan yayılacak. Urfalılar Saadet partisi’ni takip etsinler.” dedi.

Urfa Değişim gazetesinin bu haftaki konuğu Saadet Partisi Şanlıurfa İl Başkanı Mustafa Niyazi Yanmaz oldu. Saadet Partisi’nin çalışmalarını konuşan Yanmaz, hükümetin Suriye politikasında ve Türkiye’nin ekonomisinde yanlış politika izlediğini söyledi. Türkiye’deki işsizliğin sorumluluğunu da Ak parti’nin izlediği politikaya bağlayan Mustafa Niyazi Yanmaz, Urfa’da madde bağımlısı olan gençler için de içinde bulunulan bataklığın hkurutulması gerektiğini belirtti. Başkan Yanmaz, Saadet Partisi’nin Urfa’dan şahlanarak tüm Türkiye’ye yayılacağını da sözlerine ekledi.

İşte Mustafa Niyazi Yanmaz ile yaptığımız röportajın tamamı…

En son biz sizi milletvekili olarak tanımıştık ancak uzun bir aradan sonra tekrar Saadet Partisi Şanlıurfa İl Başkanı ve aynı zamanda partinin genel kurul üyesi olarak çalışmalarınıza kaldığınız yerden devam ediyorsunuz. İçinde bulunduğunuz siyasetten kısaca bahseder misiniz?

Urfa geçmişte de Milli Görüşün kalesi olan bir şehirdir. 1984 yılında yapılan seçimlerde ANAP tüm Türkiye’de bütün illerde kazanmasına rağmen Urfa’da belediye başkanlığını Refah Partisi kazanmıştı. Onun devamında 20 yıl üst üste belediye başkanlığını Refah Partisi almıştı. Milli görüş, 1999’da benim milletvekilliği dönemimde Urfa’da en büyük partiydi. O günden bugüne 2002 yılında Ak Parti’nin devreye girmesiyle, bu parti kurucularının da geçmişte bizimle aynı parti çatısı altında siyaset yapmalarından ve Erbakan Hocamızın talebeleriyiz demelerinden dolayı Urfalı hemşehrilerimiz milli görüş partisi zannederek Ak parti’ye yöneldi. Meydan tamamen onlara kaldı. Fakat geçen 15 yıl, bu partidekilerin milli görüş çizgisinde hareket etmediklerini, bunların dış güçlerle bağlantılarının olduğunu, Türkiye’nin ekonomisinde üreten değil de tamamen lüks bir ekonomiyi benimsediklerini, işsizliğin arttığını gören hemşehrilerimiz, tekrar milli görüşe dönmeye başladı.

İl başkanı olarak siyasete devam etmenizin sebebi nedir?

Benim şahsımın Urfa’da il başkanı olması, Genel Başkanımız Temel Karamanlıoğlu’nun direktifleriyle oldu. Ben geçmişte de Refah Partisi ve Fazilet Partisi’nde il başkanlığı, belediye başkan vekilliği yaptım. Allah bu güzel şehire milletvekilliği yapmayı da nasip etti. İl başkanlığı yapmamdaki ana gaye, Urfa’da gördüğüm kadarıyla ciddi bir muhalefet boşluğu var. Muhalefet boşluğunun olması, iktidar partisinin kurumsal olarak şımarmasına, keyfi hareket etmesine, yanlışlara sapmasına sebep oluyor. Biz de doğru bildiklerimiz noktasında iktidar partisini iyiye teşvik ederek uyarıyoruz. Bu düşünceyle Urfa’da Ak parti’nin alternatifi gibi görünüyoruz ama Ak Parti bizim alternatifimiz değil. İddialı konuşmuyorum ama düşünce bazında hangi Ak Parti’li kendine güveniyorsa, Urfa kamuoyunda her türlü tartışmaya varım. Seviyeli, medenice her türlü fikri tartışmaya varım diyen dış politikada, ekonomide, eğitimde her türlü konuları ince eleyip sık dokuyarak konuşmaya varız. Ben kendilerine de hodri meydan diyorum.

Hükümetin uyguladığı Suriye politikasını nasıl buluyorsunuz?

Urfa, Türkiye’de Suriye ile sınırı en fazla olan ildir. Doğal olarak Suriye’de içi savaş başlayınca burada yaşayan insanlar, sınır illeri olan Urfa, Antep, Hatay ve Kilis’e çok fazla göç oldu. Başka yerlere de göç olsa da en fazla Suriyeli nüfusu barındıran il Urfa oldu. Bundan yüz yıl önce Halep de Şam da bizimdi. Aynı şekilde Suriyeliler de Urfa, İstanbul bizimdi der. Avrupa Birliği’ndeki ülkelerde pasaport bile gerekmeden ülkeleri gezebilirsiniz ancak burnumuzun dibinde bulunan Suriye’ye gitmek için bir hafta boyunca alternatiflerle uğraşmak zorunda kalırsınız. Bu tabi bizim tarafımızdan kabul edilemez. Dolayısıyla biz suni sınırları kabul etmeyiz. Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş bile dış politikada hata yapıldığını, Suriye politikasının tamamen yanlış olduğunu ve Türkiye üzerine ne musibet geliyorsa, Suriye’deki yanlış politikalardan olduğunu söyledi.

Son zamanlarda bazı bölgelerde Suriyelilere karşı tepkiler arttı. Sizce Suriyeliler ülkemize gelmemeliydi diyebilir miyiz?

Dolayısıyla biz Şam’da Emeviye Camisi’nde namaz kılamadık, Suriyelilerin hepsi burada namaz kıldı. Şimdi gelinen noktada tabi komşu ülkemize biz kova ile su dökeceğimize kova ile benzin döktüğümüzü düşünüyorum. Şimdi Suriyelilerin buraya gelmiş olması en doğal haklarıdır. Çünkü biz Allahı, peygamberi, kıblesi bir olanlarız, Muhammed ümmetiyiz. Bütün müminler kardeştir. Arakan’daki Ahmet de Irak’taki, Suriye’deki, Mısır’daki Ahmet de benim kardeşimdir. Suriyeliler zaten çaresiz bir durumdalar. Müslüman Arap ülkeleri bile kabul etmezken, biz adalet dağıtan Osmanlı’nın torunları olarak, bütün dünya Suriyelileri kabul etmemizi bekliyor, biz de bunu  yapıyoruz. Bu bizim memleketimizde iç karışıklıklara sebep oluyor, sosyolojik vakalar yaşanıyor ama gönül isterdi ki bunlar hiç yaşanmasaydı. Ama bu duruma gelinince çok da yapılacak bir şey yok. Ensar-Muhacir ilişkisi gibi kenetlenmekten başka çaremiz yok. Kamuoyunda Suriyelilerin üzerinde oluşan bu tepkiyi kabul edemeyiz.

Ak Parti de milli görüşün içerisinden çıkan bir kadroyla kuruldu. Ancak birçok konuda iki parti arasında farklı politikaların izlendiğini görüyoruz. Bunu neye bağlıyorsunuz?

Kamuoyunda son dönemde azalmış olsa da çokça gündemi meşgul eden konu, Ak Parti ile Saadet Partisi arasındaki fark. Ak Parti kurucuları milli görüşte yetişenlerdir. Biz insan olarak hepsini seviyoruz. Siyaseti kin, adavet üzerine yapmıyoruz. Ben inanıyorum ki o partideki arkadaşlar da ülkeyi iyiye götürmek istiyor. Ama uyguladıkları metodlar yanlış. Onlar ‘siyaseti camiye hapsetmeyeceğiz; reel bir politika izleyeceğiz’ dediler.

Nedir bu reel politika?

Reel politik, Türkiye’de ve dünyada egemen güçlerle birlikte olmaktır. Sermaye ile işbirliği yapılır, dış dünyada birtakım mihraklarla iş yapılır, medya ile işbirliği yapılır ki iktidara gelinsin. Bu da onların iktidarı olmuş gibi oluyor. Böyle olunca da ezilmiş insanların, halkın arasında bir menfaat gözetimi olduğunda onları iktidara getiren egemen güçlerin menfaati gözetilmek zorunda kalır. Bunun sonucunda da halk ezilir. Nitekim Ak Parti’nin de getirdiği siyaset budur.

Ak Parti’nin ekonomi politikasını nasıl görüyorsunuz? Özellikle artan işsizlik oranına bakınca yanlış bir politika mı izleniyor?

Ak Parti ekonomide, yol, köprü, otoban, üst geçit, tüp geçit yaparak hayatı rahatlatıyor. Stadyum yaparak insanların gözüne güzel görünüyor. Örneğin şu anda 25 tane bitmiş arena stad var. Ama bir arena stadyumunun maliyeti 250 trilyon civarıdır. 15 günde bir maç oynanacak ve o maç da iki saat sürecek. Fakat oraya trilyonluk yatırım yapılıyor. O kadar işçi çalıştırılacak ama bu ekonominin üretimine hiçbir artısı olmayacak. Bu tamamen tüketim ve lüks üzerinedir. Biz hak etmeden, üretmeden, emek vermeden rahat bir hayat yaşamak istiyoruz. İnsanlarımıza da bunu aşıladık. Türkiye bununla bir yere varamaz. Türkiye’de şu anda üniversite mezunlarının yüzde 27’si işsiz. İşsizlik almış başını gidiyor. Şimdi çoğu insan biz işçi arıyoruz bulamıyoruz diyor. O da yanlış eğitim politikasından kaynaklanıyor. Kalifiyeli elemanın yetiştirilmemesi, bunun yanında herkes üniversite mezunu olmak istiyor. Masa başında, takım elbiseli, kravatlı olmak istiyor. Peki tornacılık, marangozculuğu kim yapacak? Ara eleman yetiştirmediğimiz için o insanlar üretime hiçbir katkıda bulunamıyorlar ve tamamen tüketen bir toplum oluyoruz.

Saadet Partisi nasıl bir ekonomi izliyor? Urfa’da ekonomi anlamında nasıl projeler yapmayı düşünüyorsunuz?

Geçmişte Urfa’da zirai aletler fabrikasını, çimento fabrikasını, et balık kurumunu, Hilvan’da yem fabrikasını, Siverek’te süt enstitüsünü, halı fabrikasını biz yaptık. Doğu ve Güneydoğu’da siz eğer huzuru sağlamak istiyorsanız, işsizliği önlemeniz lazım. Yani genç bir insan askerden gelmişse, işsizse bu insandan her şey beklenir. Her türlü negatif açılım olabilir onda. Bugün birçok ilde nüfus azalıyor, İstanbul’a göç sağlanıyor. Ve üreten değil, tüketen bir toplum olduk. Yani Türkiye geçmiş dönemde tarım ürünleri ihraç eden bir toplum iken bugün et ithal ediyor, saman, buğday, mercimek, pirinç, pamuk ithal ediyor. Hatta 1982 yılında Kana’da Türkiye sayesinde mercimeği tanımış. Türkiye’den Kanada’ya mercimek götürmüşler. 2016-2017 yılında biz Türkiye olarak Kanada’dan mercimek ithal ettik. Şimdi üretmeden hiçbir yaşam mümkün değildir. biz Saadet Partisi olarak geçmişten bu yana ileri teknoloji, ağır sanayi, fabrikalar yani üreten bir ekonomi politikasını izliyoruz. Bizim izlenimimizde önce ürettiğimiz malzemeleri satarak onun parasıyla yol, köprü yapmak vardır. Hükümetin yaptığı ise köprü, üst geçit, tüp geçit yaptığında parayı İsviçre bankalarından temin ediyor, teknolojiyi Japonya’dan, Güney Kore’den alıyor. Bu çok üzücü bir tablo. Ak Parti 2002 yılında hükümete geldiğinde 210 milyar dolar olan borcumuz, şu anda 820 milyar dolar olmuş. Bu süre içerisinde de elimizdeki en değerli kurumları satmışız. Yani tam bir talan yaşanmış, tam bir işbilmezlik yaşanmış.

Urfa’nın tarıma dayalı sanayisi ve diğer olabilecek sanayi kuruluşlarına hem teşvik etmek hem lokomotif olup özel sermayeyi de o yöne teşvik etmek düşüncesiyle Doğu ve Güneydoğu’da hem hayvancılığı hem sanayiyi teşvik ederek hem bu keşmekeşliği hem bu yoksulluğu aşmaya çalışacağız. Biz bunun aynısını Urfa’da da yapacağız.

Urfa’da madde bağımlısı gençlerin durumu ortada. Gençlerle ilgili çalışmalarını ne olacak?

Madde bağımlılığı konusunda bataklığı kurutmak gerekir. O bataklığın etrafındaki sinekler sadece spreyle engellenince bu hiçbir fayda sağlamaz. Bu nedenle bataklığı kurutmak gerekir. Ahlak ve maneviyatla, üreten bir ekonomiyle faziletli, erdemli bir eğitim sistemiyle biz o işi kökten halledeceğiz. Türkiye’de amatemler falan kuruluyor ancak her geçen gün bağımlı gençlerin sayısı artıyor. Demek ki tedavi yöntemleri geçerli bir metod değildir. Çünkü olay perde arkasından takip ediliyor. Bu yöntemle gelecek nesil de zarar görür. Biz Allahın izniyle bu işin üstesinden geleceğiz.

Son olarak eklemek istediğiniz bir konu var mı?

Ben açıkça söylemek istiyorum. Olabildiğince ilkeli, prensipli bir siyaset yapmak istiyorum. Bu geçmişte de böyleydi. Kimseyi incitmeden, ezdirmeden doğru bildiklerimizi söyleyeceğiz, vatandaşlara gideceğiz, her konuda meselelerini anlatacağız dedik. Bütün inancımla söylüyorum, milli görüş Urfa’dan şahlanacak. Tüm Türkiye’ye Urfa’dan yayılacak. Urfalılar Saadet partisi’ni takip etsinler.

Röportaj: Murat Doğan-Ahmet Can

İlginizi Çekebilir

Acı tablo: Konserden geri dönüşüme (VİDEOLU)

Urfalı sanatçı Hozan Serwan (Cuma Sedefdişi) son dönemlerde yaşanan sürecin beraberinde getirdiği sıkıntıları en çok …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.